AH ! O ESKİ YILLAR [Günay Tulun]

Geçmişi yaşasak o yıllarda yeniden,
Seninle uzansak şöyle Boğaz'a,
Kalender'e binsek eski köprüden
Akşamın nefesi inmeden suya...


Bir başkaydı o yıllar, her şey bambaşka
İnsanlar bir başkaydı, doğa bambaşka
Sevgiler içtendi, yapmacıksız, saf, temiz
Bir başkaydı o yıllar, her şey bambaşka...


"Köprüdeki insanlar oltaları salmışlar
Akşama istavrit var, çapari salkım salkım.
Az ötede sandalla ağ atan balıkçılar
Martılarla yarışıp nafaka avlıyorlar.
Önümüzden geçeni… Dur ! Yadırgama hemen;
Yandan çarklı o işte, Sahilbent onun adı.
Zarif görüntüsüyle süzülüp giden Halâs
Üsküdar'dan başlayıp bulacaktır Kavak'ı...
İçinde bildik yüzler kibar bir tebessümle
Selamla sarılırlar saygı dolu sohbete.
Şu mahcup delikanlı belli ki çok sevdalı.
Ön sırada oturan o yemyeşil gözlere."


Yanaşılan iskele yaşadığımız yerdi.
Şu kahkaha taşan yer İsmet'in meyhanesi.
Ah ! O eski Kuzguncuk nasıl değişti böyle
Ne kadar köhneleşti ! Sanki silinmiş gibi...
İlk aşkımla ilk defa buluştuğum iskele
Tanınmaz hâlde şimdi, kimlerin eseri bu ?
Dostlarla toplanılan o eski çınar altı
Keyif vermez bir hâlde, ner'de geçmişin tadı ?
Vazgeçtim yolculuktan, gel inelim burada
Görmeye dayanamam bir sonraki durağı
Eski Beylerbeyi'ne ağıt yakmamak için
Gel dönelim seninle, gözlerimiz kapalı...


Bir başkaydı o yıllar, sana gösterecektim
Yüreğim elvermedi sen de kahrolma diye.
Ah ! O eski günleri bir daha bulmak için
Çok şeyleri bırakır, dönerdim ben geriye.


Bir başkaydı o yıllar, her şey bambaşka
Balık ekmek başkaydı, doğa bambaşka
Sevgiler değişikti, yapmacıksız, saf, temiz
Dostluklar pek sıcaktı, semtler bile bambaşka...




.
Günay Tulun

Yazarlar ve Ozanlar Grubu

Eser:Anılar Canlanırken I ve II ile
Yazarlar ve Ozanlar [Gerçeğin Damlaları]


27 yorum:

Adsız dedi ki...

Gerçekten de çok güzel bir şiir.Ben TRT FM'de yayınlanan ve bir Enis Fosforoğlu programı olan Geceye Doğru'nun hayranı ve atlamadan takip eden bir izleyicisiyim.Yanlış hatırlamıyorsam Günay Tulun'un bu ve bir de Af şiiri 5-6 hafta üstüste istek aldı ve Enis Fosforoğ'lu da o güzel sesiyle okudu.Zaten yazarlığını bildiğim Günay Tulun'un şairliğini de o programlar sebebi ile öğrendim.
Bende şu anda çıkmış olan kitaplarından Anılar Canlanırken I-Bir Başkaydı O Yıllar (Her 2 baskısı da) ve Anılar Canlanırken II (Geçmişi Yaşasak Gelecekle) şiir kitapları var.Sayın şaire iletirseniz başka kitabı varsa öğrenmek isterim.Saygılar.Ümran Akpençe

Adsız dedi ki...

hocam hayatımın aşkı İstanbul için yazılmış en güzel şiir bu-kutlarım-İDO bu şiiri gemilerine koysun-İsmetin meyhanesi mısrası olduğu için koymazlar ya-hocam vapur seyahati yapar gibi oldum-şiir değil RESİM bu-kutluyorum

Adsız dedi ki...

gerçekten programınız çok güzel okursanız sevinirim

mustafa tatsız alesi dedi ki...

Bu şiiri bizde ilk kez TRT FMde Enis Fosforoğlunun Geceye Doğru programında dinledimiştik.İki ya da üç hafta üstüste okunmuştu.
muhteşem bir nostalji yaşatıyor insana.Birde Enis Fosforoğlunun okuyuşuda şiire katılınca...Şair Günay Beye tam 1o üzerinden 1o puan...

emine dedi ki...

Çok güzel bir şiir.En güzel İstanbul şiiri.

Mina İstanbullu dedi ki...

MUHTEŞEM MUHTEŞEM MUHTEŞEM bir İSTANBUL Şiiri... Fotoğraf gibi, tablo gibi harika bir şiir. Okuduğum em muhteşem İstanbul şiiri.
Kutlarım Kutlarım Kutlarım.

Adsız dedi ki...

BU YORUMU BİR SİTEDEN ALDIM.

Bu şiiri hepiniz bilirsiniz mutlaka.Oldukça meşhur.Geçenlerde Sevgili Enis Fosforoğlu 5-6 program üstüste okudu.Herhalde bıkmamıştır böyle üstüste okumaktan.Sırası gelmişken bildireyim dedim.Her Cumartesi saat 22.00´de Enis Fosforoğlu´nun "Geceye Doğru" programını dinlemeden geçmeyin.
Çok nefis.Sohbet,şiir,müzik,anılar ve hepsine yönelik dinleyici istekleri.Hepsi TRT FM´de...
Tekrar şiire dönelim.
Harika,şahane,mükemmel,olağanüstü...Aklıma başka şeyler gelmiyor.
NOT:Sitede topu topu 3 şiir mi var,yoksa bir başka ulaşamadığım bölüm var da orada mı saklılar?Edirneliler haydi canlanın, biraz yazın bir şeyler.Ama ondan da önemlisi sitede yazılanları okuyun lütfen.Lütfen lütfen lütfen... 12/29/2004 7:14:43 PM

Mina İstanbullu dedi ki...

Benden sonraki yorumu okuyunca aklıma geldi. Bu şiir o kadar çok sitede o kadar çok yorumla kaydedilmişki bence o yorumları toplayıp tek tek buraya kaydetmeniz gerekir.Gördüğüm sitelerden en meşhurlarını hemen yazıyorum.Edirne Web (-ki ilk yorumcunun dediği gibi az buz bir site değil.Bayağı tıklayıcısı var.), Kent Haber, Şiir Dostu, Şiirceler, Sessizliğin Sesleri, Türk Şiiri, Türkiye'nin Ozanları, Türkiye'nin Şairleri, Şiir Dergisi, Şiir Defteri, Şiir Albumü, Şiir Güncesi, Türk Edebiyatı ve daha birçok özel site. Bunlar benim belirli aralıklarla takip ettiğim güzel siteler. Ayrıca 2 resmi sitede de gördüm ama onları devamlı takip etmediğimden adlarını doğru yazmam için onlara tekrar erişmem gerek. İstanbul'a hizmet olarak gördüğüm bu muhteşem şiir için Sayın Günay Tulun'u bir kez daha kutlarım.

Mina İstanbullu dedi ki...

Pardon!
Türk Şiiri sitesinde binlerce yorum vardı. Çok oldukça siliyorlar ama şu an yine 1000'e yakın yorum olması gerekir.

Mina İstanbullu dedi ki...

Kusura bakmayın. Kapar kapamaz aklıma geldi. Mesela Şiir Perisi, Şiir Nehri, Şiir Parkı, Şiir Dostu, Azerbaycan Türkleri, Malatyalım, Adıyaman, Şiir Arşivi, Sevdim Seni vb vb vb. . .

Nevizâd Tenzâde dedi ki...

İstanbul'un en güzel iki şiiri hangisi deseler biri "Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum"u diğeri ise "Günay Tulun'un Ah! O Eski Yıllar" şiiridir.İkisi de dört dörtlük, ikisi de empresyonist, ikisi de romantik ve ikisi de sürrealist...Tüm bu değişkenlikleri bünyelerine toplamış iki şiirdir bunlar.
Saygılar sunarım.Nevizâd Tenzâde
ŞİİR DOSTU SİTESİ'NDEN
(Nevizâd Tenzâde)
13/08/2009 23:28.5

Mine A.(Şiir Dostu'ndan) dedi ki...

***Merhaba GÜNAY TULUN beyin biyografisi niye yok dedim ve ben gönderiyorum.Yararlı olacağını umarım kolay gelsin. Mine A.***
SANAT ve EDEBİYAT HAYATI
Edebiyatla ilgisi ilköğretim çağında başladı. Edebi alanda güçlü; Düriye Güneri, Bahire Orbay, İbrahim Işık, Sedat Günay, Bekir Sıtkı Erdoğan gibi öğretmenlerden eğitim aldı. Lise ve üniversite yıllarında yazdığı şiirlerle adını duyurdu. Devrin modasına uyarak, Türkiye’de zirveye çıkmış yabancı pop müzik şarkılarına Türkçe sözler yazdı. Bunlardan bir kısmı çeşitli orkestralarca radyo emisyonlarında ve konserlerde okundu. Kültür festivallerinde sunucu olarak yer aldı. "Muammer Karaca Tiyatrosu"nda sahneye çıktı. İkinci Orhan Boran olarak lanse edilmesine rağmen öğrenimini engellediği gerekçesiyle bu işi bırakarak eğitimine ağırlık verdi. Şiirleri, üniversite yıllarında sanat ve edebiyat dergilerinde de görünmeye başladı. 1995 yılında yayınlanan Anılar Canlanırken isimli kitabı çeşitli tarihlerde yeniden basıldı. Bazıları bestelenerek şarkı haline dönüştürülen şiirleri; Eflâtun, Mavi, Bülten, Haber gibi kültür ve sanat dergilerinde, yazıları da Haber Gazetesi ve Mavi Dergisi’nde yayınlandı. Şiirleri TRT dahil birçok televizyon ve radyo programlarında yoğun istek alan eserler arasında yer aldı. Kısa bir dönem Haber Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Sivil silahlanmanın zararlarını anlattığı yazının gazete yönetimince ürkek karşılanması ve basımının gecikmesi üzerine gazetedeki köşesini bıraktı. Bulgaristan’dan Türkiye’ye yoğun soydaş göçü sırasında yazdığı basın bültenleri TRT Televizyonları ve gazetelerde yer aldı. Bazı şirketlerin katalog ve diğer tanıtım metinlerini kaleme aldı. Türkiye televizyonlarında yayınlanan bazı reklam filmlerinde oynadı. "Yazarlar ve Ozanlar"ın edebiyat dergisinde “Gerçeğin Damlaları” köşesinde yazdı. Çok küçük yaştan itibaren gittiği her yerde Ermeni Soykırımı’nı yaşamış tanıklarla karşılaşması, onu bu olayı araştırıp öğrenmeye itti. Bu konuda birçok makaleye imza attı. Savunduğu fikri kısaca şöyle özetlediğini bilmekteyiz. 'Ermeni soykırımı bir gerçektir. Soykırımı yapan Ermeniler soyları yok edilmek istenense Türkler’den başkası değildir.” Düşüncelerini cesurca ifade etmesinden dolayı sık sık diğer yayın kuruluşlarınca da alıntılar yapılan yazıları; çeşitli yayın organlarının gazete ve dergileriyle Kent Haber dahil bazı web portallarındaki köşesinde yayınlanmıştır.
KİTAPLAR
Kaliteli Yönetimİşletmelerde İç ve Dış OrganizasyonlarYönetimde Kalite2001
Anılar Canlanırken II-Geçmişi Yaşamak GelecekleŞiirler2000
Anılar Canlanırken-Bir Başkaydı O YıllarŞiirlerII. Baskı-Ekim 1995
Anılar Canlanırken-Bir Başkaydı O YıllarŞiirlerI. Baskı-Eylül 1995
Osmanlılar’da Çağdaşlaşma Hareketleri Üzerine Küçük Bir İncelemeNotlar1990
Anadolu Uygarlıkları Alacahöyük,Troya ve Alişar Üzerine Küçük Bir İncelemeNotlar1989

Mine A. dedi ki...

***Günay Tulun Biyografisine Devam Ediyorum***
GAZETE, DERGİ ve DİĞER YAYINLARDA YER ALAN ESERLERİ
- "Sessizliğin Sesi"nin [Günay Tulun] köşesinde yazılar
- "Haber Gazetesi"nde köşe yazıları
- "Yazarlar ve Ozanlar"daki [Gerçeğin Damlaları] köşesinde yazılar
- "Mavi Kültür, Sanat Dergisi"nde yazılar
- "Kent Haber"de [Sessizliğin Sesi] ve [Günay Tulun] köşelerinde yazılar
- "Samsun Sesleri"nde yazılar
- "Edirne Sesleri"nde yazılar
- "Haberci"de yazılar
- "Soykırım Müzesi"nde yazılar
- "Edirne Web Portalı"nda [Günay Tulun] köşesinde yazılar
- "Trakya Web Portalı"nda [Günay Tulun] köşesinde yazılar
- "Eflâtun Sanat, Fikir, Kültür Dergisi"nde şiirler
- "Haber Dergisi"nde şiirler
- "Mavi Kültür, Sanat Dergisi"nde şiirler
- "Bülten Dergisi"nde şiirler
- "Samsun Sesleri"nde şiirler
- "Edirne Sesleri"nde şiirler
- "Sessizliğin Şiirsel Sesi"nde şiirler
- "Sessizliğin Sesi"nde şiirler
- "Kent Haber"de şiirler
- "Edirne Web Portalı"nda şiirler
- "Trakya Web Portalı"nda şiirler
- "Kent Haber"de haberler
- "Edirne Web Portalı"nda haberler
- "Trakya Web Portalı"nda haberler
- "Edirnespor Sitesi"nde haberler
- "Pamukbank" için basın bültenleri
- "Sütan" için reklam yazıları
- Çok sayıda tanıtım katalogunda metin yazarlığı
Bunların dışında: Bir çok dergi ve internet sitesinde şiir ve yazılarından yapılan aktarma ve alıntılar...
KALİTELİ YÖNETİM
İşletmelerde iç ve dış organizasyonlar, insan kaynaklarının pozitif kullanımına bağlı olarak artı değer yaratma ve yönetimde kaliteyi sağlama yolları üzerine yazılmış bir eserdir.
OSMANLILAR'DA ÇAĞDAŞLAŞMA HAREKETLERİ ÜZERİNE KÜÇÜK BİR İNCELEME
Osmanlı Devleti'nde çağdaşlaşma adı altında yapılan hareketlerden birinci ve ikinci meşrutiyet dönemlerini inceleyen bir eserdir. Küçük boyuna karşın yeterli bilgiler içeren tarafsız bir inceleme örneğidir.
Kitabın başlığında Yirmidokuzuncu Gün şiiri yer almaktadır.
Esere aşağıdaki sözlerle giriş yapılmıştır.
" İşte halk adına ve halkın mutluluğu için yapılan bir hareketin, dünya tarihinde hafif bir esinti, Osmanlı ve Türkiye içinse etkileri bugün bile devam eden garipliklerle dolu öyküsü. Bu öyküyü olduğunca tarafsız bir şekilde verebilmek için çeşitli kaynaklardan, karşıt görüşlerden faydalanmaya çalıştım. Ne monarşi, ne otokrasi. İnsan onuru için, insanca yaşam için demokrasi kalsın ülkemde... "

Mine A. dedi ki...

***Günay Tulun Biyografisine Devam Ediyorum***
ANADOLU UYGARLIKLARI ALACAHÖYÜK, TROYA VE ALİŞAR ÜZERİNE KÜÇÜK BİR İNCELEME
Anadolumuz'da kurulmuş olan sayısız uygarlıklar arasından; Alacahöyük, Troya ve Alişar üzerine yazılmıştır. Adından da anlaşılacağı gibi Osmanlılar'da Çağdaşlaşma Hareketleri Üzerine Küçük Bir İnceleme boyutunda, tarihi ve arkeolojik bilgiler taşıyan, bununla birlikte kopyacı arkeolojiye isyan eden bir inceleme örneğidir.
Kitabın önsözünde Anadolu Uygarlıkları adlı şiirle birlikte, özet olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır.
"İnsanlık tarihinde yerini alarak bugünkü uygarlıkların temel taşı olan tüm uluslara
Aradan sayısız yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ aynı toprağı paylaştığımız atalarımıza
Kısaca; onların geleceği olan bizlerden, geçmişimizi yazan tüm insanlara
Binlerce selâm, binlerce teşekkür... "

YAZILI ve SÖZLÜ KAYNAKLARDA " ANILAR CANLANIRKEN "
Anılar Canlanırken Kitabı'na yönelik tüm kritikler, olumlu ve övgü doludur.
Kitapta yer alan eserlerin bir çoğu, radyo ve televizyon programlarının istek alan şiirleri arasındadır. Bu programlarda da gerek istek sahibi dinleyiciler gerekse programı sunan kişiler tarafından, olumlu kelimelerle tanıtıldığı bilinmektedir.
Eser; basıldıktan bir ay sonra ikinci baskısını yapmış, daha sonra da yeni eklenmiş şiirlerle birlikte " Anılar Canlanırken - Geçmişi Yaşamak Gelecekle " adıyla yeniden basılmıştır.

BESTELENEN ŞİİRLER
Basılı şiirlerden Sensiz, Soydal Sılay’la birlikte yapılan ortak çalışma sonucu beste haline dönüştürülmüştür. Bu şiirin birinci bölümünün bestesi Soydal Sılay ve Günay Tulun’a, ikinci bölümünün bestesiyse Günay Tulun’a aittir. " Türk Sanat Müziği " formunda yapılmıştır.
Dinmeyen Özlem adlı şiir, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sanatçılarından, kompozitör Mehmet Bülent Davran tarafından bestelenerek şarkı haline getirilmiştir.
Şiirin öyküsü ilginçtir. Yazıldıktan sonra, başka şiirlerle birlikte kaybolmuş, uzun yıllar bulunamamıştır. Şiir dinletilerinin aranan kişilerinden Canay Davran, bir dinletide ezberden okuyunca, yeniden kayıt altına alınması mümkün olmuştur. Daha sonra, Mehmet Bülent Davran tarafından notaya dökülerek bestelenen bu eser, romantik pop tarzındadır.
Almilâ’ya, kaleme alınan en eski şiirlerden biridir. Dinmeyen Özlem gibi kayıp şiirler arasında yer alan bu eser de Canay Davran tarafından ortaya çıkarılmış ve yine Mehmet Bülent Davran tarafından bestelenmiştir. Bu yapıt da pop müzik tarzına uygun, romantik bir bestedir.
Dinmeyen Özlem ve Almila’ya adlı bu eserlerin " Türk Sanat Müziği " normlarına göre düzenlenmiş farklı varyasyonları da bulunmaktadır.

ŞARKI SÖZLERİ
Yapıtlar arasında; dünyada hâlâ geçerli olan, bizde de bir dönem çok yaygın bir şekilde kullanılan yabancı sözlü şarkıların Türkçe okunabilmesi için yazılmış çok sayıda şarkı sözü de bulunmaktadır.
İlk akla gelenler arasında;
-Hugues Aufray'nin " Celine "
-The Beatles'ın " Girl "
-The Four Pennies'in " A Place Where No One Goes "
-The Yard Birds'ün " Still I'm Sad "
-Peppino Gagliardi'nin " Inna Morarmi Di Te "
-Tony Cucchiara'nın " Se Vuoi Andare Vai "
-Yine Tony Cucchiara'nın " Gioia Mia "
-Adriano Celentano'nun " E Voi Ballate "
-Birçok sanatçının okuduğu " Mi Sono Innamorato Di Te "
-Trelemoes ve Keith'in üne kavuşturduğu " Tell Me To My Face "
-Yine pek çok sayıda sanatçının okuduğu " El Cordobes "
adlı, dönemlerinin hit olmuş şarkılarıyla yine onlar gibi hit olmuş başka şarkılara yazılan onlarca şarkı sözünü sayabiliriz.

Mine A. dedi ki...

***Günay Tulun Biyografisine Devam Ediyorum***
ŞİİRLERLE İLGİLİ KISA BİLGİLER
Yukarıda değinildiği gibi, söz konusu kitap ve dergilerdeki şiirlerden bir kısmı, yıllardır TRT dahil bir çok radyo ve televizyonda dönem dönem seslendirilmektedir.
Anılar Canlanırken'de yer alan; affetmenin imkânsızlığını affetmiş gibi anlatan " Af ! " , tarih ve coğrafya içerikli bazı eserlerin yazarları tarafından sıkça alıntı yapılan" Anadolu Uygarlıkları ", geçmişin bir daha bulunması imkânsız güzelliklerini yansıtan " Ah! O Eski Yıllar " ve yapıta adını da veren panoramik " Anılar Canlanırken " kitabın en fazla söz edilen eserlerinden ilk akla gelenlerdir. Şiirlerin çoğunun yıllardır; radyo ve televizyonlarda okunması, kitlesel dergilerde yer bulması, tarihsel makalelerin içinde yer alması, yayınlanan şiir kitapları ve geniş okuyucu ağına sahip internet siteleri tarafından alıntı yapılması şiire yönelik okuyucu kitlesinin artmasına ve eserin daha çok tanınmasına yol açmıştır.
Okurların ilgisi zaman zaman cevap niteliğindeki bazı şiirler üzerinde de yoğunlaşmıştır.
-Sezen Aksu’nun duygu yüklü “ Biliyorsun “ adlı eserine karşı "Biliyorum" başlığıyla verilen cevap,
-Timur Selçuk'un bestesiyle ölümsüz hale gelen Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “ Ayrılanlar İçin “ şiirine nazire olarak yazılan "Kavuşanlar İçin", bu tür şiirler arasında ilk akla gelenlerdir.
Dergiler ve “ Anılar Canlanırken ” adlı kitaplarda yer alan şiirlerden bazılarının, önemli günleri anmak için yapılan resmî ve özel törenlerde okunduğu bilinmektedir.
Toplumsal acılarımızdan; Ermeniler'in yaptığı sayısız soykırım cinayetleri üstüne yazılmış, insanı yıpratan bir hüzün taşıyan, küçücük bir çocuğun safiyetine karşın ona ve ailesinin tüm fertlerine reva görülmüş mezalimi anlatan, nefesleri bedenlerinden çekip alınmış çocuklarımızın anısına ithaf edilmiş"Yedi Gibiydi Yaşım, Sekize Girmiş miydim ? " ile vatan aşkıyla yanıp tutuşan bir şehidin ağzından Sarıkamış Faciası'ndan bir sabahın ufacık bir diliminin dile getirildiği " 1914 Kışında Sarıkamış Karları " son dönemin önemli şiirleri arasındadır.

Mine A. dedi ki...

***Günay Tulun Biyografisine Devam Ediyorum***
HAYATI
Çocukluğu; babasının memuriyeti nedeniyle Adana, Erzurum, İskenderun, İstanbul ve Samsun gibi çeşitli şehirlerde geçti. İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi. Üniversite eğitimini, şimdiki Marmara Üniversitesi'nin kökeni olarak kabul edilen İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi’nde tamamladı.
Çalışma hayatı, üniversiteye girdiği yıl Yapı ve Kredi Bankası A.Ş' de başladı. Bu bankanın Çukurova Holding tarafından satın alınmasından sonra aynı gruba ait Pamukbank Türk A.Ş’ ye geçti. Pamukbank'ta çalışırken, mesleki eğitimine katkı sağlayabilmesi amacıyla o zamanlar yoğun ilgi gören Bankacılık Enstitüsü’ne de devam etti. İstanbul Elmadağ ve Sultanhamam şubelerinde çalıştıktan sonra, Trakya Bölgesi’nin merkezi olan Edirne Şubesi’nde yönetici müdürlük yaptı. Bankanın eski yönetimiyle Edirneliler arasında uzun süredir sürüp giden problemleri hâlletmesi ve başarılı çalışmaları nedeniyle sekiz yıla yakın bir süre bu görevde kaldı.
Seksenli yılların başında, kredi kartlarının Türkiye'deki benzin istasyonlarında kullanımını sağlayan sistemin kuruculuğunu yaptı. O güne dek akaryakıt işlemlerinde kredi kartları kabul görmemekteydi. Türkiye'de ilk kez Günay Tulun'un uygulattığı bu sistem, önceleri klasik bankacılarca görmezden gelinse de o dönemde tüm ülkenin kredi kartları konusunda neredeyse tek yetkili ağzı olan Yavuz Özgün tarafından da desteklenince kademe kademe tüm bölgelere yayıldı. Bülent Şenver'in uygulamanın başarısını görmesinden sonra kullanılmakta olan kart sisteminin "Shell Card" adıyla değişik bir şekle sokulması esnasında da yapılandırma bilgilerini hazırladı. Ülkemizde çok az yöneticide görülen bir alçak gönüllülükle "Ben yaptım değil biz yaptık" demesini bildi. Bu nedenle tüm yöneticilere örnek olması gereken şu sözlerini buraya almadan geçemeyeceğiz.
" İş hayatında hiç kimse tek başına bir şey üretemez. Ufak tefek işler de buna dahildir. Her işin öncekilerden gelen ya da birlikte çalışmayla elde edilen bir bilgi birikimi, alt yapısı vardır. Onları yokmuş gibi göstermek hakça olmadığı gibi, kendine saygısı olan bir insanı komik duruma düşürmesi de kaçınılmazdır. Biz de bu işleri; Ünal Bekâr, Savaş Bozkurt, Recep Sert, Aysel ve Teoman Ersöz, Mehmet Dernekçi, Reyhan Jüri, Seracettin Yurdagül, Şerif Koşucu, Aylin Ot, Ayşe Kulelioğlu, Mustafa Önal, Mustafa Ünal, Yücel Aydoğan ve güvenlik birimlerimizdeki arkadaşlarla birlikte yaptık. Bölgemizden Cavit Yazgan, Cavit Yetiş, Mehmet Özdemir, Ömer Kos, Tülay H., Yurdal Türktan ve konuyla direkt ilgili Yavuz Özgün'ün desteğiyse çok önemliydi. Eğer o destek olmasaydı tüm çabalarımız boşa giderdi. Bu grubun içine tüm müşterileri de almak zorundayız.."
Kayıt altına aldığımız söyleşilerden birinde söylediği bu isimleri, özellikle. buraya aldık. "Yazarlar ve Ozanlar Grubu" olarak amacımız: Siyasetçiler dahil, bugünün ve geleceğin yöneticilerine nasıl davranmaları gerektiğini göstermek; kimsenin tek başına bir değer ifade etmeyeceğini, değerlerin birlikte oluşturulabileceğini, paylaşımın kimseyi küçültmediğini tam tersi yücelttiğini örneğiyle birlikte gözler önüne sermektir.
İstanbul’a dönüşü; bu problemlerin tümüyle sona ermesi ve banka imajındaki iyileşmenin birkaç yıl kalıcı bir çizgide seyretmesi üzerine Mahmutpaşa Şubesi'nin yönetici müdürlüğüne atanmasından sonra gerçekleşebildi.
Bankacılık sonrası ilk eğitim alanı olan eğitimcilik ve işletmeciliğe döndü. Bazı şirketlerin genel müdürlük ve yönetim kurullarında görev aldı. Banka, sigorta, taahhüt ve enerji sektöründeki çalışmaları sırasında birçok ödül kazandı. Kendisiyle yapılan röportajlar, gazete ve mesleki dergilerde yer buldu. Kurumu adına üstlendiği görevler ve konu itibarıyla değişik iş kollarıyla kolektif çalışma mecburiyeti kendisini dönem dönem farklı yerlerde çalışmış gibi gösterse de 1999 yılı Eylül Ayı'ndan bu yana; bugün de CEO'luğunu yürüttüğü aynı eğitim, organizasyon ve danışmanlık kuruluşunda görev yapmaktadır.

Adsız dedi ki...

Valla gerçekten çokgüzel bir İstanbul şiiri.Enbaştaki anonymousta yazdığı gibi en güzel 2 İstanbul şiirinden birisi.Şair Günay Tulun un 1914 kışında Sarıkamış karları-Af-Öğretmenin mektubu-Olsa-Olsaydım falan gibi bir dolu muhteşem şiiri var.Bence bu güzel sitede onlarıda görelim derim. (Şiir Dostu’ndan)
Submitted by Anonymous on 23/11/2009 01:30.5

Adsız dedi ki...

Valla gerçekten çokgüzel bir İstanbul şiiri.Enbaştaki anonymousta yazdığı gibi en güzel 2 İstanbul şiirinden birisi.Şair Günay Tulun un 1914 kışında Sarıkamış karları-Af-Öğretmenin mektubu-Olsa-Olsaydım falan gibi bir dolu muhteşem şiiri var.Bence bu güzel sitede onlarıda görelim derim. (Şiir Dostu’ndan)
Submitted by Anonymous on 23/11/2009 01:30.5

Didem Öz dedi ki...

Günay Tulun Üstadı iyi tanırım.Son yılların Türk Edebiyatına baktığımızda önemle anılması gereken şair ve yazarlarımızdandır.Ün peşinde koşmadığı kenarda köşede kalmayı tercih ettiği için adını duyamamış olanlar bulunabilir.Şiirleri birbirinden güzeldir.Sitenizdeki şiiri de çok beğenilen şiirleri arasındadır.Biyografisi çok güzel ifadelendirilmiş.Kutlarım.Didem Öz (Şiir Dostu’ndan) 12/10/2009 00:24

Adsız dedi ki...

Şiir mükemmel biografi mükemmel, çok etkilendim.Mükemmel bir İstanbul Şiiri.Şairi kutlarım.(Şiir Dostu’ndan)
Submitted by Anonymous on 07/11/2009 14:19

Adsız dedi ki...

Nefis bir İstanbul şiiri. Günay Tulun Usta hem şairdir hem de tam bir halk ozanı. Aşık Mahzunî Şerif'in Milletin sırtından doyan doyana/ Bunu gören yürek nasıl dayana/ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/ Bilmem söylesem mi söylemesem mi? dörtlüğünü söyleyen Başbakana karşı söylediği ÇİFTE NAZİRE adlı şu hicvi muhteşemdir.
"Milletin üstünden çaldın yorganı/
Koştu hırsızın, üleşti kalanı/
Namert yasak etmiş merde taamı/
Söylesen n’olacak, söylemesen ne?
(Şiir Dostu’ndan)
Submitted by Anonymous on 17/01/2010 09:17.

Adsız dedi ki...

Nefis bir İstanbul şiiri. Günay Tulun Usta hem şairdir hem de tam bir halk ozanı. Aşık Mahzunî Şerif'in Milletin sırtından doyan doyana/ Bunu gören yürek nasıl dayana/ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/ Bilmem söylesem mi söylemesem mi? dörtlüğünü söyleyen Başbakana karşı söylediği ÇİFTE NAZİRE adlı şu hicvi muhteşemdir.
"Milletin üstünden çaldın yorganı/
Koştu hırsızın, üleşti kalanı/
Namert yasak etmiş merde taamı/
Söylesen n’olacak, söylemesen ne?
(Şiir Dostu’ndan)
Submitted by Anonymous on 17/01/2010 09:17.

Adsız dedi ki...

Edirne Web'den iki yorum dedi ki...

Sayın Hocam
Bu şirin sitedeki bu nefis şiire yorum yazmak bana kaldı gibi.Elinize sağlık.Okudum,özledim.
Özledim ve dönüp yine okudum.
Bu kadar etkileyici bir şiire ne diyebilirim ki? Saygılarımla 1/4 10:07:37 PM

Nesrin T. dedi ki...

Bu şiiri hepiniz bilirsiniz mutlaka.Oldukça meşhur.Geçenlerde Sevgili Enis Fosforoğlu 5-6 program üstüste okudu.Herhalde bıkmamıştır böyle üstüste okumaktan.Sırası gelmişken bildireyim dedim.Her Cumartesi saat 22.00´de Enis Fosforoğlu´nun "Geceye Doğru" programını dinlemeden geçmeyin.
Çok nefis.Sohbet,şiir,müzik,anılar ve hepsine yönelik dinleyici istekleri.Hepsi TRT FM´de...
Tekrar şiire dönelim.
Harika,şahane,mükemmel,olağanüstü...Aklıma başka şeyler gelmiyor.
12/29/2004 7:14:43 PM

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Firuzan Menteş dedi ki...

Sayın Yönetici

http://www.tatliaskim.org/ adlı sitede bu güzel şiir yalan yanlış kaydedilmiş.
Örnek:
...Belli ki çok sevdalı...
yerine
...Belirli ki çok sevdalı
yazılmış.
Şiirin dizaynı da gelişigüzel hale dönüştürülmüş.

Bu düzensizlik bu harika İstanbul şiirine yakışmamış.

Saygılar

Firuzan Menteş dedi ki...

Bir şey daha vardı yazmayı unuttum. Şiirin adını da yazmamışlar.
Firuzan Menteş

*SESSİZLİĞİN SESLERİ SANAT GALERİSİ SERGİLERİ İÇİN TIKLAYIN