1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI [Günay Tulun]

Sabah; çok karanlık, kuşkucu bir ayazla
Acımasız, bir tül gibi iniverdi yamaçtan.
Ellerim mi çok beyaz, karları mı bu dağın?
Can yâri görmez olmuş, vatan benim sunağım.
Sıram gelsin beklerken hizmet için vatana
Dediler; elden gider, Moskof sarmış her yanı.
Vatan elden gider de durur mu bu "Memedler"
Kâh yürüdük kâh koştuk, işte: Allahuekber!

Ben şehit oğluyum; babam, dedem hep şehit.
"Memed'im" derken vatan, yakışır mı durmak hiç!
Sarıkamış kurtulsun Moskof’un potininden
Kurtulsun, soy kurutan Ermeni haininden.
En çok o koydu bana, yıllarca dosttur dedik;
Aynı aşı sofraya, aynı tarladan derdik.
Soramadı bebeler Ermeni canisine
"Yedi miydi yaşımız, sekize girmiş miydik?" (*)

Açlık sardı mı canı, gönül ister olmazı.
Şimdi önümde olsa anacığımın sofrası.
Şöyle; acı bir sucuk Erzurum Ilıca’dan
Burgaz’ın acı, sıcak kıpkızıl tarhanası.
Gönül bu, özler akla gelmez her şeyi:
Emine'm, ya Emine'm, Emine'm olsa şimdi.
Gül yanakları görsem, koklasam derin derin
Sevgimi sunsam ona, elini tutsa ellerim.

Bir ses var tepelerde, top sesi mi rüzgâr mı?
Anlamak mümkün değil, tipi sarmış her yanı.
Bugün suskun mermiler, görünmedi hiç düşman.
Dediler: "Moskof kaçtı! Duyunca Osmanlıyı"…

Taşımakta zorlanır, sürüklerken tüfeği
Ayaklar isyan eder uyku sarar bedeni.
Attığımız her adım dönüşürken bin kabre
Bir onurdu sunulan cennetin bahçeleri!
Uzatmış kollarını, sarılırken karlara
Antepli ağa oğlu, gönüllü nefer Eşber
Dilinden düşürmezmiş, ad takılmış alayda
Öldüğü dağla adaş, "Allahu Ekber Eşber".

Emine'min hayali ısıtırken kalbimi
Buzdan kamçılar dalar, sarmalar bedenimi.
Kabza, tetik bir olmuş, yapışmış ellerime
Yaşamak mümkün mü hiç, ölüm inmiş gözlere.

Yirmi beş Aralık günü, doksan yedi yılının
Samsun'umda doğmuşum, bayram sarmış konağı.
Ebem demiş: Durma, koş, çağırırsa vatanın
Koştum ama yanarım, göremedim bayramı.
Kurtulsun diye koştum Sarıkamış düşmandan
Hasret kaldım göçerim, yetişemem bayrama.
Bekleriz bir fatiha vatanım insanından
Sağ kardeş, sol da kardeş; uzanmışken yan yana…

Nasıl da sarılmıştı vedalaşıp gitmeden.
Ne kadar çok sevmiştik, değil mi can Emine'm?
Gönül sevmeye görsün, uzak yakın dinlemez
Gözlerimde hayalin, hiç donmadı Emine'm.
Mustafa’ydım ben, Nuriddin Sıdkı oğlu
Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü'nden,
On yedinci yaş günüm, tam doğduğum saatte
Can vermişim habersiz, ölüm ne hiç bilmeden.

Sesler kesildi artık, kalmadı tepelerde
Anlamak mümkün artık, burası başka belde.
Vatan yine seslense koşarız büyük aşkla
Doksan bin yiğit aslan, kol kola her sefere…

Vasiyetim;
"Sıran gelsin bekleme, hizmet için vatana.
Denmesin gaflet sardı, yayılmıştır her yana.
Vatan derde düşer de durur mu hiç 'Memedler',
Kâh ölürler kâh yaşar, işte: Allahuekber!" 


(*) bk: Burada, Ermenilerin yaptığı soykırım sırasında nefesleri bedenlerinden çekip alınan çocuklarımızdan söz edilmektedir. Dizenin üzerini tıkladığınızda aynı konuyla ilgili " Yedi Gibiydi Yaşım, Sekize Girmiş miydim ? " şiirine ulaşırsınız.

SARIKAMIŞ OLAYLARIYLA İLGİLİ KISA BİLGİ
Ana konu, Osmanlı-Rus Savaşıdır. Bunu tarih kitaplarında okuma imkânımız olduğu için; nedenini, nasılını, kim demiş, kim yapmışını burada irdelemeyeceğiz. Amaç, Sarıkamış olayları hakkında yanal bilgiler yoluyla aydınlanmak olduğuna göre, o günlerin sosyal ve sosyo ekonomik yapılarıyla ülkelerarası ilişkilerini de bir yana bırakarak başlıyoruz okumaya...
Osmanlı Erkân-ı Harbiyesi’nde liyakat yerine gözde olmanın başkomutan olmaya yetmesinin sonuçlarını gösteren bu hazin öykü; Osmanlı Hanedanı'na damat olan Başkomutan Vekili Enver Paşa ile yine onun gibi hanedan damadı olan ve daha yarbayken Genel Kurmay İkinci Başkanlığı yaptırılarak kendisine olmadık payeler yüklenen, bu elim olay sırasındaysa Albay rütbesi taşıyan Hafız Hakkı Bey’in müşterek bilgisizlikleri nedeniyle mahvolmasına ortak oldukları koskoca bir orduyu anlatır.
İşin trajikomik yanlarıysa o devirde Osmanlı Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi'nin [Genel Kurmay Başkanı] bir Alman olan General Bronsart von Schellendorf olması, kendisine paşa unvanı verilmesi; Sarıkamış'taki bozgunun sorumlularından "Damad-ı Şehriyârî" Hafız Hakkı Bey’in, tahrif edilen harekât sonuçlarıyla zafer kazanılmış gibi gösterilerek, hemen bozgunun ertesinde diğer "Damad-ı Şehriyârî" Enver Paşa tarafından paşalığa terfi ettirilmesidir. Terfi ettirilişinin üstünden daha bir buçuk ay bile geçmeden, yeni paşamız da tifüsten ölerek savaş kurbanlarının arasındaki yerini almıştır.
Harekâtın yapılması konusundaki ısrarına ve tüm hatalarına rağmen, Hafız Hakkı Bey’in ikinci derecede suçlular arasında olduğu bu acıklı öyküde; ihanetleri tescilli Ermenilerden başka, hâlâ yurdumuzu saran her belada her taşın altından çıkan Almanların rolünü unutmamak gerekir. Başroldeki aktörler; ülke olarak Almanya, ülkemizde Erkân-ı Harbiye'nin üst kademelerine yerleştirilen ihanet içindeki Almanlar, Almanlara aptalca hayranlık duyan ve her dediklerini onaylayan Osmanlı Makamları, tecrübesiz insanları komuta kademesine atayan yetki sahipleri, ülkenin başı olduğu hâlde saltanatının derdinde olduğu için görevini yapmayan, olaylara dur demeyen padişahtır. Tabii düşmandan söz etmiyorum. O ne de olsa karşı taraftır. Düşmanı kışkırtansa Almanlar... Kışkırttıkları yetmezmiş gibi savaştığımız Ruslara bir başka ülke üzerinden silah sattıklarına dair söylentiler de var. Bugün dış politikamıza yön verenlerin, onların bu kışkırtma yöntemlerini okuyup öğrenerek hafızalarına nakşetmelerinin şart olduğu kanısındayım. Görevleridir, zahmet olmaz sanırım.
Almanların ihanetinden söz ederken, yine bir Alman olan Mareşal Goltz'u yani Osmanlının Goltz Paşa'sını onlardan ayırıp farklı bir yere koyuyorum. Goltz Paşa Britanya'nın Mezopotamya Ordularını silip atarken bir de olayı tümüyle özetleyen doğru bir söz söyler. Der ki: "Kafkaslarda, kendilerini maalesef Napolyon Bonapart sanan birçok cahil adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır."
"Sarıkamış Harekâtı sırasında hiç kurşun atılmadığını, savaşılmadığını, askerlerimizin yalnız donarak öldüklerini" yazıp konuşanlara rastlamaktayım. Bu çok yanlış fikirleri nereden edindiklerini anlamak oldukça zor. Sarıkamış Olayları sırasında yapılan çok çetin savaşların, hatta Rusların çekilmeye kalktıklarının bilinmesi gerekir. "1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI" şiiri, savaşın ancak birkaç saatlik dilimini ve Osmanlı Kuvvetlerinin Rusları arayışını tasvir etmektedir. Savaşın olmadığını değil... Şehitlerimize yalnız "zayi" gözüyle bakma ve bunu söze dökerek sanki basit bir olaymış gibi tekrarlama basiretsizliğini gösterenlerinse bir an önce ülkemiz tarihine gerekli hassasiyeti göstermesi ve tarihimizle ilgili derslerine yeterli vakti ayırmaları gerekmektedir.
Sarıkamış tek bir olay değil, her biri ayrı bir öyküye sahip çok sayıdaki olayın oluşturduğu hüzünler manzumesidir. Çocukluğumda, özellikle Erzurum'da bulunduğumuz yıllarda, tüm Sarıkamış Olayları içinde hayatlarını kaybeden kahramanlarımızın 120.000 kişi olduğuna dair güçlü söylentiler vardı. Bu sayı içine: İkmal ve takviye birliklerinin yollardaki hâllerinden başlayarak, savaş sonrası tifüs, kangren, iyileştirilemeyen ağır yaralar ve açlık nedeniyle ölen muharip güçlerimizin de dahil edildiğini hatırlıyorum. Şehitlerimizin acısı daha tam soğumamış, olayların üzerinden yalnız 37-38 yıl geçmişti. Daha sonra, özellikle son yıllarda, 90.000 rakamı telaffuz edilmeye başlandı. Genel Kurmay Başkanlığı arşivlerindeki istatistiklerde görünen sayıysa bu rakamlardan çok daha az.
Neredeyse şehitlerimizin sayısıyla birlikte anılmaya başlanan "Sarıkamış Bozgunu"nu hazırlayan diğer faktörleri sıralayalım:
1- Tüm uyarılara, özellikle Hasan İzzet Paşa'nın gerçekleri ifade eden akilane açıklamasına karşın, kışın en ağır yaşandığı bir dönemde harekât yapılması.
2- Osmanlının ikmal kuvvetlerini organize eden komuta kademesinin gaflet içinde olması. Muharip güçlere komuta edenlerin de onlardan aşağı kalmayıp zaten yiyecek sıkıntısı çektirilen muharip güçleri; kış şartlarına uygun kıyafet ve teçhizatla donatmadan, alelacele savaşa sürebilecek ölçüde basiretsiz olması.
3- Osmanlı Erkân-ı Harbiyesi’nin başına çöreklendirilmiş Alman subay müsveddelerinin; tüm istihbarat bilgilerini savaşı yürüten güçlerden yani Osmanlı Ordusu’ndan saklayarak onların yerine binlerce kilometre ötedeki ülkelerinin genel kurmayıyla paylaşacak kadar mesleki cehalet, aptallık, alçaklık ve ihanet içinde olması. Osmanlı Genel Kurmay Arşivlerini bile hiç utanıp sıkılmadan, çalıp çırparak kendi ülkelerine taşıyan Almanların ihanetlerini hesaplayamayan ya da göz yumma gafletine düşen, daha açık söyleyeyim her şeyden haberleri olmasına rağmen kıllarını bile kıpırdatmayan uşak ruhlu Osmanlı üst makamları yüzünden, harekât için gerekli tüm hayati bilgilerin ordu karargâhına aktarılamaması.
4- Yurdun dört bir yanından gelen kuvvetlerle kurulan ve kimine göre yüz yirmi bini bir hayli geçen birleşik ordunun azametli görünümünden etkilenen kilit mevkideki bazı komutanların; “Sarıkamış Kurtarıcısı” ünvanına sahip olmak, Sarıkamış’a ilk girme şerefini elde edebilmek için teçhizat dahil birçok eksikliği göz ardı ederek taktik anlamda çok büyük yanlışa düşmeleri.
5- Gerek kuşatma gerekse çekilen ya da kaçtığı düşünülen Rus birliklerinin karla kaplı dağlarda kovalanmaya kalkışılması suretiyle harekât alanının planlananın dışında genişletilmesi ve hem uygun kıyafete hem de diğer teçhizata sahip olmayan askerlerin bu takipte görevlendirilmesi. Bu nedenle, "1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI"nda anlatılmakta olan işte o hazin anların yaşandığı, Allahuekber Dağı'nın bir yandan öte yana aşılması sırasında bile binlerce yiğidimiz soğuk nedeniyle şehit olmuştur.
6- İçimizde yetiştikleri için çok iyi Türkçe bilen Ermenilerin bitmez tükenmez ihanetleri.
7- Sakın gülmeyin ağlanacak şu hâle... Rus istihbaratının cahil askerlerimiz arasında, özellikle Ermenileri kullanarak yaydığı “Bit yiğitte, pire itte bulunur” sloganının umulmadık bir beşinci kol başarısı sağlaması ve bu nedenle binlerce askerin tifüsten ölmesidir...

Şehitler adına, bozgunun sorumlularından Damat Hafız Hakkı Paşa’ya bir dörtlük taşlama da benden…


Damat Paşa Ağıtı
Hakkımız edilir mi helal, Damat Hafız Hakkı’ya
Damad-ı Şehriyârî, Paşa, Hafız, Hakkı’ya
“Bit yiğitte, pire itte” deyince Gâvur Moskof
Tifüsten yiğit ölen Damat Hafız Hakkı’ya…


İthaf: "Bu şiir; çocukluğumun kaybolmaya yüz tutmuş acılı öykülerini gün yüzüne çıkaran Sayın Bingür Sönmez'e ve onun şahsında tamamını bilmediğim için haksızlık ederim korkusuyla isimlerini yazmaktan kaçındığım değerli "Sarıkamış Dayanışma Grubu" üyelerine, en içten saygı ve sevgilerimle ithaf edilmiştir."
.
.
.
Günay Tulun
Yazarlar ve Ozanlar Grubu 

Eserler: Anılar Canlanırken II 
Yazarlar ve Ozanlar [Gerçeğin Damlaları]

43 yorum:

kent haber'de çıkan yorumlar dedi ki...

Nesrin, Neşe, Hicran, Rişven, Mustafa, Ahmet, KAAN IP: 85.107.181.xxx Tarih : 26.12.2006 19:05:45
Okurken kanımız dondu. Bu nasıl bir duygu anlatamam. Sanki o günleri birebir yaşadık. Sanki o ordunun bir neferiydik ve o karda omuz omuza yürüyorduk. Bu harika eseri yarın okulun panosuna asacağız. Fen-Edebiyat'tan Nesrin+Neşe+Hicran+Rişven+Ahmet+Mustafa+KAAN

Müşfika Tekeoğlu IP: 85.99.140.xxx Tarih : 27.12.2006 11:56:38
Ağlamaktan okuyamadım dersem inanırmısınız? Başka sözüm yok. Saygılar

Siret Müftüler IP: 85.108.77.xxx Tarih : 27.12.2006 18:28:59
Şiirinizi az önce Kaan'la Nesrin gösterdi.İnsan sonuna kadar okuyamıyor inanın ki.Çok acı bir şey ve siz bu müthiş acıyı olağan üstü bir şekilde yansıtmışınız.O insanlar bir hiç adına ama vatanları uğruna bile bile ölüme gittiler.Birde şimdinin insanına bakın.Rahat,para,televole hayatından başka bir şey düşünmüyorlar.Bu Ermeni hıyanetide Sarıkamış olaylarında baş rol oynamış. O.Pamuklara,Elif Şafaklara,Halil Berktaylara,Sabancı Üniversitesine,Hırant Dinklere,Etienne Mahcupianlara ve bilip bilmeden konuşanlara duyurulur.Şiiriniz bugün okulun konusuydu.Bu duyguları bu gibi duygulardan yoksun tiki gençliğine hatırlattığınız ve bunu mükemmel bir anlatımla yaptığınız için teşekkür ediyoruz.Kaleminiz müthiş.Yüreğinize, kaleminize sağlık.Okuduğum en mükemmel şiirlerden birisi.

Mehmed Resad Murathanogullari IP: 85.96.243.xxx Tarih : 31.12.2006 16:06:52
Sayin yurekli kardesim. Sizi gonulden kutluyoruz.Olaylar hakkinda yaptiginiz aciklamalar bizim bildigimiz gercekler ile ustuste ortusuyor.Siire diyecek bir soz bulamadim.SAHANE AMA COK ACIKLI.Inanin okumak icin cok saglikli bir yurek ister.Hakikaten buyuk bir sairin kaleminden ciktigi belli oluyor.Bir sair-i azam gibi.Sizi arkadaslar ile beraber saygi ile ayakta alkisliyoruz.(Klavye aliskanligi icin ozur dilerim)

Prof Dr Bingür Sönmez IP: 195.87.113.xxx Tarih : 15.01.2007 03:34:38
Şiir harika, hem Sarıkamış Meydan Muharebesini hemde hemen arkasından Ermenilerin yaptığı katliamı yansıtıyor. Ben değerli ozandan "Mustafaydım ben, Nuriddin Sıdkı oğlu-Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübünden" mısralarında geçen kahramanın gerçekmi yoksa ozanın hayalgücümü olduğunu öğrenmek istiyorum.

Prof. Dr. Mehmet Yılmaz IP: 81.214.48.xxx Tarih : 16.01.2007 19:10:51
Değerli şairim:Size,sizinle birlikte şiirinizde can bulan Nuriddin Sıdkı Oğlu Samsunlu Mustafaya,bütün Beşiktaşlılara, Antepli Eşbere,Eminenin şahsında bu ülkeyi vatan yapan bütün Eminelere,Samsunlu Mustafa gibi vatanın dört bir köşesinden Sarıkamışın imdadına koşup şehadet şerbetinden içen 90000 Mustafa'ya selam olsun.Değerli şairim:İnsan bu şiiri okurken gerçekten zorlanıyor.Kalbini acı bir sıkıntı kavrıyor. O durumdaki bir insanın duygularını mükemmel yansıtmışsınız.Önce o sabahın muhteşem tasviri ve o duruma nelerin sebep olduğu,babalarla dedelerin hep şehit olduğu savaşlara dokunuş,metale değen elin hemen yapışmasıyla anlatılan o dayanılmaz soğuk,vatani görevin ne demek olduğu,Rus ve Ermeni saldırganlar,derken belli ki büyük aşkı olan Emine'yle insana çok dokunan tarhana ve sucuk sahnesi,Allah büyüktür sözünü dilinden düşürmeyen Antepli Eşber ve diğer şehit arkadaşları,donan bir insanın hayalinde bile sevgilinin hayalinin donmaması,on yedi yaşına girdiği gün ölen bir çocuk-gencin vatan aşkı ve tuttuğum gözyaşlarının mani olamadığım akışına sebep olan o asil vasiyet. Birinden ötekine geçişler gerçekten çok mükemmel.O değişen duygular bundan iyi anlatılamazdı.Bu şiir Akif'in Çanakkale Şehitleri'nden sonra yazılmış en büyük,en duygusal,en acıklı savaş şiiri.Belki de Çanakkale Şehitleri'ne denk.Sizi candan kutluyor ve bütün şehitlerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum.İnsan ister istemez o şehitlerin asaletiyle memleketin bugünkü durumunu yanyana koyup düşünmeden edemiyor.Verdiğiniz bilgilerde yer alan Almanlar'ın genel kurmayı kullanış tarzları ihanetten başka bir şey olamaz.Bu Alman ve Rus utanmazları her şeyi bilmelerine karşın bugün arsızca bizi suçluyan katillerin yanında yer alıyorlar.

İbrahim Doğulu (E mail torunuma aittir) IP: 88.240.71.xxx Tarih : 23.12.2007 17:45:48
Sayın Bingür Sönmez'in notunu okudum.(Şiir harika, hem Sarıkamış Meydan Muharebesini hemde hemen arkasından Ermenilerin yaptığı katliamı yansıtıyor.)demiş. Çok doğru. Birkaç gün önce sanıyorum Vatan gazetesinde bu şiirin dipnotunda yazılan her şeyin nerede ise aynisini yazan bir haber okudum. Ama sayın basınımız bu tür konularda nedense çok geç kalıyor. Şiir ve altındaki notları tam bir yıl önce yayınlanmış. Gerçeklerden yeni söz ediliyor. Bu olayları her türlü bilgi, belge, televizyon gibi her araçtan takip eden birisi olarak şunu anlatmak isterim ki geçenlerde Sayın Bingür Sönmez'in televizyondaki bir konuşmasına şahit oldum. Orada "İnsanlar Sarıkamış'ta tek kurşun atılmadığını zannediyor" demişti. Bu şiiri de öyle söyleyenler ile ayni kategoriye sokmasın. Çünkü çok net anlaşılıyor ki bu şiir Sarıkamış olayları sırasındaki bir sabahı, hatta bir sabah vaktinin dahi kısacık bir bölümünü anlatıyor. Yani o sabah düşmanla çatışmaya girememişler. Çünkü düşman kaçmış. Ve bunu haber almışlar. Ama sözü edilen o sabah. Yani Sarıkamış savaşlarının tamamı değil. Bu harika şiiri de ayni kategoriye sokarlarsa bu büyük şiire, bu büyük şaire ve hepsinden önce bunca şehite haksızlık ederler. Ben de Sayın Bingür Sönmez'e haksızlık etmeyeyim. Yazdığı yorumunda böyle bir şeyden söz etmemiş. Okuyanların bilmesi açısından bir şey daha söylemek istiyorum. Orada yedi yaştan, sekiz yaştan söz eden satır aynı şairin Ermeniler'in yaptığı soykırımı anlatan ve burada erkek, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiklerini gözler önüne seren "Yedi gibiydi yaşım sekize girmiş miydim" şiirine atıf yapmaktadır. Em.Tarih Öğr.İbrahim Doğrulu (Sarıkamış Karaurganlı Çavuş Memo'nun torunu)

Semahat İlkin Tandoğan IP: 78.176.113.xxx Tarih : 28.01.2008 09:27:03
Geçende Sayın Günay Tulun'a ait bu şiirin Sarıkamış anıtına yazılmasını isteyenlerin bir araya gelip kampanya gibi bir şeyler yaptıklarını okudum.Şiir gerçekten böyle bir şeye layıktır.Bunun kararını Sarıkamış dayanışma kurulundakiler verir.Şiir gerçekten harika.O yazıdaki şu ifadeye ayniyle katılıyorum.(İnsanlarımız ermeni soykırımcıları hakkında bir şeyler söylemeye ve yazmaya korkuyorlar).Evet sanırım bu alçaklığı dile getiren öncülerden belki de birincisi Günay Tulun beydir.Bu tespiti ilk kez bir programdaki konuşmacılardan biri yapmıştı. Gerçekten de ermeni katiller hakkında yazmak ve söylemek insanımızın ödlerini koparıyor.Ama Orhan Pamuk+Elif Şafak ve adının başına profesör ünvanı takılmış birkaç kişi nedense hakikatleri bile bile tahrif ederek iftira içerikli yalan bilgilerle kendi insanımız dahil olmak üzere tüm dünyayı zehirliyorlar.Hakikatler onların safsatalarının 180 derece tersi. Şairin Erzurumla ilgili Nene Hatun şiirinde de bu katillerin yaptıklarını ayniyle görebilirsiniz.Artık yalnız tarih kurumundakilerin doğruların kavgasını vermesi yetmiyor.Herkesin hakikatleri ortaya dökme ve yalancıların ipliğini pazara çıkarma vakti gelmedi mi.Gençler sizlere sesleniyorum.Tarihinizi iyi öğrenin.Dün olanlar bugünde ayniyle olmakta.Sayın Günay Tulun'un şiirle ilgili notların en altına yazdığı Damat Paşa Ağıtı'nı da çok anlamlı buldum.Bu konularda bir kitap hazırlığında olan bir komiteyle beraber Sarıkamış ve Erzurum hadiselerini çok detaylı araştırdık.Onun için rahatlıkla söylüyorum.Bu savaşta savaşıp ölenler, şiirde yansıtılan o birkaç dakikalık zaman dilimindeki gibi hiç kurşun sıkmadan ölenler olduğu gibi çok sayıda tifüsten ölen askerimizde var.Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin.

şiirceler sitesi'nde çıkan yorumlar dedi ki...

vatanın değeri
saygılarımla. bu vatana acaba hak ettiği kadar değer verip sahip çıkabiliyormuyuz. atalarımız hep gelecek nesil daha rahat huzurlu yaşasınlar diye kendi hayatlarını ortaya atarak bize bu ülkeyi bırakmışlar. şimdi biz ne yapıyoruz bir bananecilik tutturmuşuz bana dokunmayan yılanbin yaşasın diye ama bilmiyorlarki sonunda hepimiz zarar görücez. tavsiyem azda olsa içimizde türkiye sevgisini yitirmeyelim onasahip çıkalım yetmiş milyon nüfus var bir olursak hiçbir ülke önümüzde duramaz bizde biraz olsun gelecek nesile iyi bir ülke bırakmak için bir şeyler yapalım. BU VATAN HEPİMİZİN VATAN SAĞOLSUN
serdar | Tarih : 28.04.2008

muhteşem eser
Az önce sohbet anında, Yağan karın güzelliğinden bahsederken büyük acılara da neden olabileceğini göstermek için, şu an ailece konuk olduğumuz Ayder yaylasındaki otelde sitenize girip bu şiiri ekrana getirdiler.Gerçekten çok nefis, harika bir şiir.
Yorumlardan milli şair olduğunu öğrendiğim Sayın Günay Tulunun 1914 Kışında Sarıkamış Karları adlı bu muhteşem şiirinin bir daha kolay kolay yazılamayacak niteliklere sahip olduğunu gördüm.Şiir muhteşem,anlam muhteşem,içinden çıkarılması gereken dersler de öyle.Kutluyorum.....
Melis Türköne | Tarih : 05.02.2008

Bir yorum
Ben de bu gune dek bu kadar guzel bir siir okumamisim meger.Sair Gunay Tulun un bu siiri harika otesi bir siirdir.En esprili siir diye bildigimiz Goztepenin Gulu siirinin de Gunay Tulun a ait oldugunu bilir misiniz?O siir cok sakaci bu ise cok huzunlu.Bu siirden once ben onun en cok ANILAR CANLANIRKEN adli siirini severdim.Gunay Tulun u tebrik ediyor ve dunya edebiyatina katkilari icin kendisine tesekkur ediyorum.Panayot Kosiceliler
Panayot Kosiceliler | Tarih : 29.01.2008

1914 Kışında Sarıkamış Karları Nefis Bir Eser
1914 Kışında Sarıkamış Karları gerçekten nefis bir şiir.Ben bugüne kadar böyle gözyaşartıp iç acıtan bir şiir okumadım,
okuyabileceğimi de sanmam.
Yazılmamıştır çünkü.Binlerce roman yazsan bu kadar etkili olamaz.
Boşuna dememişler şiirin etkisi ne yazı dinler ne de kurşun.Şair yurdumuzun dört bir köşesini de nefis bir şekilde harmanlamış.
Antepli ağa oğlu Eşber,Samsunlu ve Beşiktaşlı Mustafa,Samsunlu Emine,Lüleburgazın ünlü tarhanası,Erzurum Ilıcanın acılı sucuğu ve Sarıkamış.Bence bu şiir yalnız Sarıkamış Anıtında değil Sarıkamışın ismi geçen her eserde yer almalı.Benden duyurması...
Aylin Eysal | Tarih : 23.01.2008

Mükemmelin de ötesinde bir şiir
Günay Tulunun bu mükemmel şiirini gerçekten Sarıkamış Dayanışma Grubuna bildirmek gerek.(Yorumumuzu şair bölümüne yazdık)Bu müthiş duygulu ve gerçeklere uygun şiir şehitlerimizi en iyi şekilde temsil ediyor.İhanet içindeki soykırımcı Ermeni Katillerini de en iyi şekilde afişe ediyor.Günay Tulun üstada saygı ve tebrikler.(Şiir Perisi Grubundan Adem Çocuk-Adil Çetin)
Adem Çocuk | Tarih : 20.12.2007

Muhteşem
Muhteşem bir şiir.Başka ne yazıp söyleyebilirm ki.Bu şiiri Sarıkamış Şehitlerinin ANITININ KAİDESİNE YAZMAK ŞART.A.Ayça Eliyeşil ve Eyşan Çelik adlı yorumcular ne yazmış ise onlara aynen katılıyorum.Sabah sabah ağladım.
Lerzan Merttül | Tarih : 09.12.2007
Övgü
Ünlü köşe yazarı az bile söylemiş.
Gerçekten en az onun söylediği kadar duygusal ve ruhları kavrulacak kadar şiddetli acılarla yakıp yıkan bir yapıt.Bu şiir,bana kalırsa Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri’nin de önüne geçebilecek mükemmellikte bir eser.
Ermeniler'in bu olaydaki büyük rolünü vurgulayan ilk eser olduğu da gözden kaçmamalı.Büyük şair Sayın Günay Tulun'u saygıyla selâmlıyorum.
A.Ayça Eliyeşil | Tarih : 04.11.2007

Özür
Tekrar pardon.10 puanlık bu şiire tam not 5'tir zannedip 5 verdiğim için şairinden ve bu güzel şiiri site sayfalarına kazandıran herkesten özür diliyorum.
Anlatılmaz derecede duygu yüklü bir şiir.Okurken gözyaşlarını tutamıyor insan.Hele şehit haberlerinin sıkça duyulduğu bugünlerde...Bu kadar sinematografik bir şiiri bugüne kadar okumamıştım.
Elinize,yüreğinize,gönlünüze sağlık...
Eyşan Çelik | Tarih : 26.10.2007

Sümeyye Yılmaz dedi ki...

Türkiye'ye uzakta yaşayan birisi olarak güzel haberlere çok ihtiyacımız var. Ben bu yorumun benzerini yazarın bu eserinin basıldığı bir başka yayın kanalına da yollamıştım. Ermeniler Avustralya ve Zelanda'da Türkler'in önüne hep engel çıkarıyor, konserlerinde dahi Türkler'i kötülüyor, küfür ediyor ve hakkımızda devamlı iftiralar atıyorlar. Üzülerek belirtiyorum ki bir çok Kürt kökenli vatandaşta buna alet oluyor ve aleyhimizde çalışıyorlar. Bunun sebebi tarih bilgilerinin olmaması. Çünkü Ermeniler Türkler'e olduğu kadar Kürtler'e de soykırım yapmışlardır
. Milyonlarca Kürt ve Türk öldürülmüştür. Bunun 6 000 000 civarında olduğu sanılıyor. (Bendeki kaynaklar: 1/Osmanlı-Rus Savaşları ve sonuçları Kitabın basıldığı yer ve yıl: Paris 1921-Dili Fransızca ile 2/İngilizce basılmış bir dergi (Bu derginin ön ve arka kapakları olmadığından adını yazamıyorum. İsteyenlere fotokopisini gönderebilirim. Kullanılan İngilizce oldukça eski. Bu dergi Amerikalı, Alman, İngiliz, İtalyan ve Fransız misyonerlerin 1820'lerde bile Türkiye'de cirit attığını ve Ermeni-Kürt gibi Türkiye'de asli halktan sayılan insanları kışkırttıklarını ve bunun sonucunda Anadolu'da 3 500 000 kişinin öldüğünü ve bunun yarısı kadar insanın kaybolduğunu ayrıca 450 000 civarında kişinin de Ermeni ve Ruslar tarafından Azerbaycan, Sibirya ve Yakutskaya diye bir yere götürüldüklerini yazıyor). Ermeniler'in bu kötülüklerini sık sık haber yapmak ve bu konularda ciddi ve devamlı takipçi olmak şart. Ayrıca bunun bir vatan borcu olduğunu bildirmek isterim. Ama gördüğüm kadarı ile Türkiye'de birisi ortaya bir saçmalık atıyor. Herkes o saçmalığı gündem yapıp haftalarca onun peşinden koşuyor. Sonra bir yenisi geliyor arkadan. Bu yüzden Türkiye'de somut ilerleme yerine sanal ilerleme oluyor. Asıl halk gittikçe daha beter fakirleşiyor. Sayın yazarın yazılarını da bu çerçeve de büyük bir özenle okudum. Benim bilgilerim paralelinde müthiş şeyler söylüyor. Dönüşte bu gerçekleri Türk toplumundaki kişileri aydınlatmak için kullanacağım. Bu konuların bu yazılardaki ciddiyetle yazılmaya devam edilmesini rica ediyorum. Bizleri gurbet ellerde yalnız bırakmamalısınız.

Banu Gerçeker dedi ki...

*Sayın Günay Tulun..Google'da gezerken çok sıcak ve içten olduğunu gördüğüm bir sitede şiirinizle ilgili yorumlara rastladım.Bunlardan bir kısmını siteye kaydetmek istedim.Saygılar sunuyorum.*

23/1/2008 - Sayın Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları
Yazan: Aylin Eysal
Merhaba.Sitenizi şirin ve çok sıcak buldum. Özenli bir zerafetle yapıldığı da hemen belli oluyor. Sayın Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları eserine gelince: Bu ana kadar bu kadar göz yakan, bu kadar duygulu, bu kadar iç acıtan, bu kadar panoramik ve şaşılacak kadar da gerçekçi bir şiir okumamıştım. Eserle bugün tanıştım ve tanışmamın hemen ertesinde de sitenizde rastladım. Gerçekten müthiş bir eser. Bence Çanakkale Şehitleri'nden de duygulu. Günay Tulun'un büyük bir şair olduğu açıkça belli. Bu arada internette araştırırken kendisinin de sizin gibi bankacılık kökenli olduğunu öğrendim. Gerek Günay Bey'in gerekse sizin şiirlerinizi okuduktan sonraki kanım şu: Demek ki yeni yüzyılın büyük şairleri paraya hükmeden bir mesleğin sahipleri arasından çıkacak. Sevgi ve başarılar...

Bağlantı - -
23/1/2008 - Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları şiiri
Yazan: isimsiz
Merhaba, şiirin adı yazılmamış. 1914 Kışında Sarıkamış Karları olacak.

29/1/2008 - Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları şiiri
Yazan: Melis Güngör
Aydınlık yüzlü güzel ablama merhaba! Aylin teyzem söylemişti ama güzel sitenize ancak bugün girebildim. Dediği gibi gerçekten çok sıcak ve güzel bir site. Hem sizin şiirlerinizin çoğunu okudum hem Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları şiirini. Hepsi birbirinden güzel. Ona yorum yazdığım için söylemek isterim ki Günay Tulun'un bu 1914 Kışında Sarıkamış Karları şiiri büyük bir hüzün taşısa da tarihi gerçekleri anlatan, tasviri olağanüstü ve anılara flash back yapışıyla da insanı şaşırtacak kadar duygusal ve etkili mükemmel bir eser. Yazarını kutluyorum. Bu arada Aylin teyzeme yazdığınız güzel cevabı okudum. Kendisine söyleyeceğim. Muhakkak çok mutlu olacaktır. Kaleminiz hep böyle güzellikleri yazsın, yüzünüzde fotoğraflarınızdaki gibi her zaman aydınlık kalsın. Sevgiyle kutluyorum. Melis Güngör

Bağlantı - -
29/1/2008 - Tşk.
Yazan: Güngör
Sevgili Melis,
Aylin hanımla aynı genleri taşıdığınız yazım uslubunuzdan bile belli oluyor. Karşınızdakini onore eden çok samimi bir uslubunuz var.
Vatanını seven her Türk evladı gibi, bir HIRSın sebep olduğu bu faciaya istinaden, Sarıkamış'ımız için yazılan bütün eserlerin benim için de önemi çok büyüktür. Kaldı ki soyağacımla ilgili yazdığım yazıda da belki görmüşsündür, köken itibari ile de Kars'lı olduğum için midir nedendir bilmem, kat kat içim sızlıyor gidişata. Önceden olanlara üzülüyorum, şimdi olanlara kızıyorum, yarın olabileceklerden korkuyorum.
Herşey hepimiz, milletimiz, vatanımız için çok güzel olsun inşallah canım.
Aylin teyzene selamlar.
Sevgilerimle...

17/2/2008 - Günay Tulun ve şiirleri
Yazan: Mihriban Banu Gerçeker
Az önce sitenizde Sayın Günay Tulun'un Sarıkamış'la ilgili o muhteşem şiirini okudum. Aslında okudum değil tekrar okudum demem gerekirdi. Çünkü bildiğim ve hayran olduğum harika bir şiir bu. Sizin gibi vatanını seven hassas insanların bu tür konulara eğildiğini gördükçe inanın çok mutlu oluyorum. Çünkü vatanını seven insanların sayısı o denli azaldı ki! Sayın Günay Tulun'un şiirleri arasında Ermeniler'in yaptığı soykırımla ilgili (Yedi gibiydi yaşım sekize girmiş miydim?)şiirini de okumanızı öneririm. .... Sayın Günay Tulun'la tanışmak mümkün olmadı ama Kent Haber'deki köşe yazılarını ilgiyle okuyorum. Bir çok konuda derin bilgi sahibi olduğu görülüyor. Yazılarını sıkılmadan en baştan sona doğru okumanızı öneririm...
Sitenizle ilgili söyleyecek pek az şey bırakmış önceki yorumcular. Gerçekten sıcak ve insanın içini ferahlatan bir güzelliği var. Saygılarımla...

Düzenleyen gungorekinci gün: 21/2/2008 saat: 08:54

28/3/2008 - Günay Tulun'un 1914 Kışında Sarıkamış Karları şiiri
Yazan: Mehmet Eryılmaz
Harika harika harika bir şiir. Sanki Mehmet Akif üstad Çanakkale Savaşları şiirinin yanına bir kardeş istemiş, Sayın Günay Tulun'da "Buyur üstad, işte burada" demiş gibi. Bu kadar duygu yüklü, bu kadar gerçekçi, bu kadar acı veren ama bir o kadar da muhteşem bir şiir. Yazarın kalemini, edebi seçiciliğiniz için de sizi kutluyorum. Saygılarımla...

Banu Gerçeker dedi ki...

Ustam, tekrar merhaba.Başkalarının yorumlarını kayıt ederken kendi söyleyeceklerimi atladım.Şiiri herkes yorumluyor.Yalnız şiire eşlik eden bilgi notları ile şiir içinde şiir olan Damat Paşa Ağıtını herkes atlıyor.İkisi de çok güzel ve tespitler doğru.Bir asker emeklisi olan ve yüksek derecede eğitim veren bir kurumda tarih dersleri vermekte olan sevgili babam da o ermeni ihanetini ve bit yiğitte pire itte bulunur propagandasını askeri lisede okuduğu dönemlerde öğrendiğini ve bu gerçekleri bu güne dek sizden başka hiç ama hiç kimseden duymadığını ve bilgi kaynaklarınızın doğruluğu nedeniyle sizi kendi adına tebrik etmemi söyledi.Dönelim şiire övgüler o kadar yüksek ki bana haklılar demekten başka bir söz bırakmamışlar.

Unitrakya'dan bir yorum dedi ki...

Şiiri Kaydeden Üyenin Notu: Bu harika eser Sarıkamış olayları sırasında Allahuekber Dağları'nda yaşanan kısa bir anı canlandırmaktadır. Bir sabah vaktinin erken anları ve gelen ölüm... Bu nedenle Sarıkamış olayları sırasında savaş olmadan binlerce kişinin öldüğü gibi yanlış fikirlere bu şiirde yer verilmemiştir (ki söylenenlerden öğrendiğime göre bu yanlış fikirler biraz da Sarıkamış Dayanışma Grubunun ilk zamanlarda televizyonlarda yaptıkları konuşmalar yüzünden çıkmış). Olayın doğrusu, birkaç gün içinde çok şiddetli çarpışmaların olduğu; bu çarpışmalarda ölenler olduğu gibi hiç çarpışmaya girmeden dondurucu soğuk ve tifüsten ölen çok sayıda insanımızın da olduğudur. Bu doğrular önceleri kaçan Rus Birliklerinin komutanlarının anılarında da yer almaktadır. Bu duygulu şiir doğal olarak savaşın tümünü değil savaşta yaşanan belli bir kesiti dile getirmekte ve düşman kaçtığı için o sabahın erken saatlerinde çatışma olmadığını çok açık bir şekilde belirtmektedir. Şairin şiirinin altında belirttiği her şey tümü ile doğru olup geniş bir araştırma sonucu kaleme alındığı bellidir. Saygılarımla

Misafir.Net'ten bir yorum dedi ki...

acı gerçeğimizi ne anlatmış. Günay Tulun yazanın aktaranın ellerine sağlık.+rap

Aylin Onur | Tarih : 18.06.2008(Şiirceler) dedi ki...

Sarıkamış
Sayın Günay Tulun. 1914 Kışında Sarıkamış Karları harika. Gerçek ve acı gerçeğe uygun insanı yakıp yıkan bir eser.Elleriniz, beyniniz bizlere hep şiirler hep yazılar hazırlasın.Esen kalın.

Radyo Dilara'dan 2 yorum dedi ki...

1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI
Gönderen: Tarih: 2008-08-05 14:04:03
Puanım: 5 yıldız
Az önce yorum yazan Necmeddin Hocama aynıyla katılıyorum.Harika bir şiir.Çok çok okunmalı ve tarihimiz iyi öğrenilmeli.Burada Ermenilerin pislikleri de anlatılmış.Çok doğrudur.Aynıyla olay böyle gelişmiştir.Anıta yazılmasının şart olduğunu düşünüyorum.(Erbay Özaltay)

1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI
Gönderen: Tarih: 2008-08-05 13:57:16
Puanım:5 yıldız
Aziz kardeşlerim.Hayatımda bu kadar harika,bu kadar duygulu, bu kadar acıklı,bu kadar nefis bir şiir okumadım.Ben ki edebiyatçı diye geçinirdim.Bu şiiri Sarıkamış Anıtına yazmak gerekir.Şairi ve bu şiiri seçip buraya kaydedenleri kutluyorum.Allah herkesten razı olsun.

Kübra Özaltay dedi ki...

Radyo Dilara'nın yorumlarını az önce ben bıraktım.Şiir gerçekten birkaç yüzyılda bir yazılabilecek türden.İçinde ne ararsan var.Tarih,ihanet,aşk,şehir yaşamı,doğa,askeri hatalar,acı,ulusal yiyecekler,dostluk-arkadaşlık...Mucizevi bir eser.Bence de bu şiirin SARIKAMIŞ ANITINA çakılması gerekir.

İFŞA SİTESİ'NDEN 3 YORUM dedi ki...

***Soykırım
Bu hadisatı ben yasamadim.Amma velakin dedemler ayniyle yasamis.1850den sona evropalı misyonerler anatolyayı zehirlemis.Ermeniylen Turkleri biri birinden cekinir yapmis.So franzis kopegi ilen haydut rus car devleti bunu iyi kullanip milleti biri birine sokmus.Armenyanı komitaci yapmis.Komitaciler osmanli ermenisinide soykirim yapmis.Bunuda solemek lazim.Turklerin ermenilere dokunmadigi dogru.Amma armenyanlarla savasmisler.Sona armenyanlar ruslarlan rusyaya kacmislar.Ruslar bunlari yolda ac susuz birakip olume terketmisler.Osmanli yurdundaki hain eden ermenileride tehcir etmisler hatay ilen lübnan tarafina.Ha lübnan o zamanlar Osmanli torpagiymis.Yani melmeketin bi tarafindan oteki tarafina gondermisler.Kotuluk yapmasinlar tekrar diye.Hadisata karismayan ermenilere kimse dokunmamis.Her normal ermeni evinde koyunde familyasiyla beraber rahat rahat yasamis.Dogrulari yazmak gerekir.A.Eczacyan
Yazan: ALİKSAN ECZACYAN Tarih: , 3/11/2006

***İFSA YAZIYOR; Tanrım sizi korusun sevgili kardeşim. Yorumunuz tamam, gerçeklerin ifadesi. Ancak, beni mutlu eden yıllar sonra bir dost Ermeni ile karşılaşmam. Çünkü, kirli savaştan önce bizler hep beraber neler yapmamıştık ki!... Kültürden, Edebiyata, devlet yönetmekten musikiye... Millet-i Sadıka olan sizler ya da KARDEŞ MİLLETLER olan bizlerin arasına nifak sokmaya çalışanlar daha ne kadar başarılı oabilecekler bakalım?
Saygı ve Muhabbetlerimle.

Düzenleyen ifsa gün: 4/11/2006 saat: 03:01


***Ermeni Soykırımı
Dosrumun az önce yazdığı yoruma içtenlikle katılıyorum. Benim ağırıma en çok şu işbirlikçi yazar, gazeteci, televizyoncu ve bilim adamı kılığına bürünmüş akreplerin Türk halkını ve dünyayı zehirlemesine sessiz kalmamız gidiyor. Bu milleti düşünen insanlar bu kadar azınlıkta mı kaldık. Yazık bizi yetiştiren o kutsal insanlara.

Yazan: Ersan Ertura Tarih: , 29/10/2006


***Ermeni Soykırımı Tanınsın
Ermeni soykırımını çocuklarımız, gençlerimiz, tarihi bilmeyen ve ondan ders almasını beceremeyen milletimiz tam anlamıyla bilmiyor. Onları aydınlatmak gerek. Bu görevi üstlenenlerden bir olduğunuz için sizi kutluyorum.
Gerçeklerle örülmüş nefis bir yazı. Helal olsun yazara, helal olsun bu yazıyı sitesine koyup halka sunana.
NOT: Yazarın diğer yazılarını da görmek isteriz.

Yazan: isimsiz Tarih: , 29/10/2006

23.8.08

Enise Bodur dedi ki...

Acılar ve şerefsizliklerle bezenmiş çok büyük bir ihanetin anlatımıdır bu şiir ! Boşa akıp giden hayatların öyküsüdür bu ! Buradaki iç ve dış güçlerin birlikteliği bugün de aynı ile mevcuttur.Kafası çalışıp anlayana
, maksadı ülkesini parçalayıp bölmek olmayan insanlara ve gerçek devlet adamı olup da buna meydan vermeyecek tedbirleri alanlara tarihten gelen bir sesleniştir bu ! Şair Günay Tulun Beyefendiyi saygıyla kutluyorum.

Adsız dedi ki...

hocam ne diyimki yazan yazmış her şeyi-diğer yorumcular laf bırakmamış bize-sahiden ağladım-inanın-ve bende bu şiir sarıkamış anıtına çakılmalı diyorum

mustafa tatsız ailesi dedi ki...

okurken insanın tüyleri diken diken oluyor.ya utanıyorum ama şahsen ben ağladım.Sarıkamış üzerine yazılmış en büyük şiir bu.Ayrıca Çanakkale Şehitlerinden sonra şehitler ve bir savaş için böyle muhteşem bir şiir yazılmadı.Kutluyorum demek muhteşem demek az kalır.Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin.

M.Ali Yılmaz dedi ki...

Sayın kardeşim yazını ve o yazının linkinden faydalanıp şiirini ve dipnotları hatta dediğin yorumu ve onunla yetinmeyip bütün yorumları okudum.Bak bütün okurlar anlamış ama ÖZÜR DİLİYORUMCULAR şu Ermeni olaylarından bir şey anlamamış.
Anlamamış da değil anlamışlar da sularını başka taraftan içmişler.Ortalığı karıştırdıklarına ne karıştırması fena halde karışltırdıklarına göre durumun vaziyeti budur.Bu ölçülüp biçilerek bir takım menfaatler uğruna yapılmış çirkin bir iftira hareketidir ve Türkiye'ye zararları beklendiğinden de büyük olacaktır.Şu Doğu Ergil denen profesör müdür doçent midir nedir Sarıkamış'ı, soykırımı bilmediği o kadar anlaşılıyordu ki bu cahilliğine rağmen TV larda ahkam kesip duruyordu.Kabahat ona ve diğer imzacılara çanak tutan onları TVlara çıkarıp Türk halkının yalanlarla kafasının karışmasına sebep olan programcılarda,TV sahiplerinde hatta sunucularda.DTPlilerde çıkmış oradan saçma sapan işler yapıyorlar.Dicle kızıl kan akarken kesilip biçilen deşilip oyulan onların dedeleri değil miydi acaba.Yoksa DTPlilerde Türkiye zarar etsin de nasıl ederse etsinin peşinde koşmaktan bıkmadı mı?Herkesi akıllı olmaya aptallığı bir kenara bırakmaya çağırıyorum.

sultanbeyli dedi ki...

Harikanın ötesi harika bir şiir.Olayları en iyi anlatan şiir.Kutsal şehitlerimize en yakışan şiir.Hocam saygılar sunarım.Bu şiiri Sarıkamış Anıtlarının kaidesine yazmayanlara ise onlara değmediği için laf bile söylemem.Şehitlere saygılar olsun.Allah hepsine rahmet eylesin.

bedirhan dedi ki...

Üstadım benim adım Bedirhan ise ve şiirden bir nebze anlıyorsam herkes bilsin ki bu şiir gerçekten dört dörtlük muhteşem bir şiirdir.Üstadım tebrik ediyor saygılarımı gönderiyorum.

alpaslan dedi ki...

Nefis ama bir o kadar da acıklı ama gerçekleri anlatan harika bir şiir.Dipnot Yazıları ise olayı harika bir şekilde özetlemiş.Kutlarım (Alpaslan)

centurion dedi ki...

1)Şiir harika
2)Açıklamalar harika
3)Sarıkamış resimlerinin daha üzücülerini gördüm ama bu resimler olayın her yönünü yeterli şekilde ve insanı daha fazla ajite etmeden anlatıyor.Yani çok akıllıca bir seçim.Harika
KUTLARIM
-centurion-

Adsız dedi ki...

Ben böyle muhteşem bir şiiri ne okudum ne duydum.Tekrarlıyorum muhteşem bir şiir M U H T E Ş E M.

KONÇİTA dedi ki...

TEK BİR KELİME:
M U H T E Ş E M !

Handan Arpat dedi ki...

Günay Tulun Bey yazılarınıza hayranız şiirlerinize ise hastayız.
Bizi eserlerinizden mahrum bırakmayın. Sizden Anılar Canlanırken şiirini rica ediyorum. Bende Anlar Canlanırken I ve II adlı kitaplarınızın 3 ayrı baskısı da var. Bütün büyük şairler örneğin Nazım Hikmet Ran bile şiirlerini zaman zaman yenilermiş. Anılar Canlanırken'de bir değişiklik var mı diye çok merak ediyorum. Size sevgilerimi gönderiyorum. Sağlık, esenlikler diliyorum.

Handan Arpat dedi ki...

Sayın Ustam yorum hanesinde sayı 22 görünüyor ama arkadaşım Nilüfer saymış 2,5 katından fazla yorum yapıldığını belirtiyor. Sizi saygıyla kutluyoruz.

Adsız dedi ki...

Günay Kardeşim Merhaba. Ben Haydarpaşa Lisesinden Sınıf Arkadaşın Mehmet. Ünlü HPL Mezunları arasında adını gördüm. Çok memnun oldum. Uzun yıllardır görüşmüyoruz. Kitapların bende var ama biyografi koymadığından sınıf arkadaşım Günay olduğunu bilemedim, tereddüt ettim. Şiirlerin de yazıların da harika. Seni kutluyorum. Biliyorsun benim kökenim de Sarıkamış tarafından. Sarıkamış Anıtı'na (Bu Vatan Kimin)şiirini yazmışlar. Onu silmek ayıp olur ama Bir başka yüzüne de bu şiiri yazmak şart. Çünkü Sarıkamış'ın öyküsü budur. Sarıkamış'ın gerçeği senin bu şiirindir. Sarıkamış'ın acıklı hali ancak böyle anlatılabilir. Sarıkamış Dayanışma Grubu'na, Sarıkamış Kaymakamlığı'na mail atayım dedim hiçbirine gitmiyor. Mailler geri geliyor. Bu şiiri onlara duyurmak lazım. Kutluyor kutluyor ve kutluyorum.

İbrahim Doğulu dedi ki...

Bir rap sitesinde bu şiirinizi ve toplumla ilgili bir yazınızı gördüm ve ŞAŞIRDIM. Demek rapçiler de böyle şeyleri takip ediyorlarmış.Ne ilginç şiirinize hem Prof.Dr Bingür Sönmez yorum yazmış hem de rapçiler sitelerine almış.Bravo...Saygılar...

büyükpiyalepaşalılar dedi ki...

Sayın yetkili...Özür dilerim ama ne yaptıysam ne ettiysem artkadaşlar ile hazırlamış olduğumuz yorumumuzu kaydedemedik.Sizin kaydetmenizi rica ediyoruz.O nedenle mail adresinize gönderiyoruz.
(1914 KIŞINDA SARIKAMIŞ KARLARI HAKİKATEN MUHTEŞEM BİR ŞİİR.BİZLER BÜTÜN DİĞER SESLENENLER GİBİ SARIKAMIŞ İLGİLİLERİNE SESLENİYORUZ.BU MUHTEŞEM ŞİİR SARIKAMIŞ ANITINA YAZILMAYI HAKİKATEN HAK ETMEKTEDİR.GECİKMEDEN BU İSTEĞİMİZİ DEĞERLENDİRMENİZİ ŞEHİTLERİMİZ NAMINA HASSATEN RİCA EDİYORUZ.BİLGİLERİNİZE ARZ EDİYORUZ.)

ercan dedi ki...

Muhteşem-harika-çok duygulu........

İbrahim Üstündağ dedi ki...

BU ŞİİR,
TÜM SÖZLERİ BİTİREN SÖZCÜKLERDEN OLUŞMUŞ
BİR DAHA AYNISI YAZILAMAYACAK
MUHTEŞEM, HARİKA, EŞSİZ, OLAĞANÜSTÜ BİR ESERDİR.
O KADAR MUAZZAM İFADELERLE BEZENMİŞ Kİ BU ŞİİR İÇİN BAŞKA BİR SÖZ SÖYLEMEYE UTANIYORUM.
SAYIN ŞAİR ATASI SARIKAMIŞ TOPRAKLARINDA CAN VERMİŞ TORUNLAR SENİ TANIMAK, ELLERİNDEN ÖPMEK İSTERLER. HEPSİNİN SANA SAYGI VE SELAMLARI VAR.

Ensar Palandökenlioğlu dedi ki...

Böyle muhteşem bir şiir okumamamışsınızdır.Yemin, ne zaman okusam ağlıyorum.Diğer arkadaşlara katılıyorum.Bu şiir mutlaka Sarıkamış Anıtına çakılmalı.Yetkililere sesleniyorum Bu şiiri okuyun.

Evren Akkös dedi ki...

Tüylerim diken diken olarak okudum.Hayatta okuduğum en güzel şiir.Gözyaşlarımı tutamadım.Teşekkürle Günay Tulun teşekkürle Sessizliğin Sesi.

atila omay dedi ki...

muhteşem nbnir şiir muhteşem

Avniye dedi ki...

Tam Anıta Yakışacak Bir Şiir.Helal Olsun.

Ünal Ünlensac dedi ki...

Çok acıklı çok duygulu çok içten bir şiir.Şairi kutluyor şehitlerimize rahmetler diliyorum.

MEHLİKA SAYGIN dedi ki...

GERÇEKTEN AMA GERÇEKTEN MUHTEŞEM BİR ŞİİR. O KAHRAMANLAR İÇİN O KAHRAMANLARA LAYIK BİR ŞİİR. TEŞEKKÜRLER GÜNAY TULUN TEŞEKKÜRLER...

Nimet Ersuna dedi ki...

Okuyanın ruhunu alıp o günlerin savaşçı ruhlarının arasına katıyor.Muazzam bir şiir.

Siret Ersuna dedi ki...

Muazzam bu şiirin güzelliği yanında az kalıyor.Yorum yazmayı becerebilseydim bu şiir için binlerce yorum yazardım.Saygılarla kutluyorum.Allah şehitlerimizin hepsine rahmet eylesin.

Mürvet Ersuna dedi ki...

Gerçekten son yıllarda yazılmış en büyük kahramanlık şiiri.Bir özelliği de gerçekleri aynı ile vermesi yani realist olması.Her yanı buram buram tarih ve hüzün kokuyor.Bu vatan için canını vermiş bütün Şehitlerimize ben de rahmetler diliyorum.Bu Kürt teröründen bıktığımızı belirtmeden geçemiyeceğim.BDP'nin iki yüzlülüğünden de bıktık.Bakanların ve başbakanın terörle ilgili saçma sapan laflarından ve açılımlarından da bıktık.

inaltekin dedi ki...

Tek kelime : MUHTEŞEM !

kesetoglu dedi ki...

ERMENİLERİN YEDİKLERİ HALTLAR İÇİMİZDEKİ HAİNLERİN GİZLEMELERİNE KARŞIN TEKER TEKER ORTAYA DÖKÜLÜYOR. AMA HAİNLER HALA HAİNLİK PEŞİNDE. YETER ARTIK, BIKTIK BU HAİNLERDEN.

Adsız dedi ki...

Kesetoğlu şiire övgünü Google da gördüm.
Buşiir benim için daima NUMBER ONE olarak kalacaktır. Bir sanatçımızın övgü lisanıyla (fevkaladenin fevkaladesinden de daha) fevkalade bir şiir. Kaç kişi gözü yaşarmadan okuyabilir ki? Bu şiirin Sarıkamış Anıtı'na yazılması projesini sonuna kadar destekliyorum. Başka şairlere yaranmak için görmezden gelenleri ise ayıplıyorum.
A. Yılmaz

EVİN A. dedi ki...

EN GÜZEL
EN DUYGULU
EN MÜKEMMEL ve
Olayları EN DOĞRU anlatan
........ "SARIKAMIŞ ŞİİRİ" ........

EVİN A.

Enise Sutaşıyan dedi ki...

Üstadım bak ünlü bir yazarımız bu şiir için bir yayında şunları söyledi. (Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri’nden sonra karşıma çıkan en duygusal ve ruhumu kavrulacak kadar şiddetli acılarla yakıp yıkan şaşırtıcı bir yapıt...)

Enise Sutaşıyan dedi ki...

Üstadım sistem 40 yorum yazıyor ama üşenmedim tek tek saydım 60 civarı
yorum var.

*SESSİZLİĞİN SESLERİ SANAT GALERİSİ SERGİLERİ İÇİN TIKLAYIN